Orjinal hali herkese hitap edebileceği şekilde düzenlenmiş bir hikaye ;

Bir gün bir delikanlı macera isteğinden ya da paraya olan ihtiyacından değil de galiba sırf merakından, mahallede dolaşan, ta eski yunanlılardan kalma bir kayıp hazine hikayesini dinleyip onu aramaya karar vermiş. Mahalleli kadınların dedikodularına göre her biri ayrı bir yerde gömülü olan 7 tane harf varmış ve bunlar hazinenin yerini anlatıyormuş. Sevgilisi delikanlıya bunun mantıklı bir şey olmadığını, boşuna zamanını yitirmemesini söylese de çocuk onu dinlememiş ve başlamış harflerin saklı olduğu iddia edilen yerlerde onları aramaya. İlk önce tarif edilen bir yurt köşesine gitmiş ve orada ayın, gün batımının en güzel izlenebileceği, aşkın en güzel yaşanabileceği bir toprak parçasında aşkın harfini A’yı bulmuş. Hikâyenin doğruluğuna olan inancı artan çocuk bu kez de başka bir gömü yeri olan, çocukluğunun geçtiği bir siteye gitmiş ve orada umudun, gün ışığının en iyi yaşandığı bir cami avlusunda ışığın I harfini bulmuş. Artık 2 harfi olan çocuk iyice heveslenip yaşadığı şehrin en iyi izlenebileceği yer diye tanıtılan bir bayıra çıkmış üçüncü harfi bulmak için. Geceye kadar süren kazısında yanı başında ağlayan, hüzünlenen sarhoş demeyelim de melankoliklere bir ifade anlamı taşırcasına üzüntüyü anlatan Ü harfini bulmuş. Sıradaki durağı ise yaşadığı evin bahçesiymiş delikanlının. Komşularını, odasının penceresini görebileceği bir yerde, var olduğu, yaşadığı yerde yaşamın harfini Y’ yi bulmuş delikanlı. Harflerin yarısını tamamlamıştı delikanlı ve şimdiden uygun yer adları aramaya başlamıştı, ama 4 harfle pek bir şey bulamıyordu, zaten o da kalan harfleri bulmaya niyetliydi. Şimdi sıra dedikodular ışığında bir deniz kenarında anlatılan harfi bulmaktı. Güneşin son ışıklarıyla o tatlı, çift belikli, 5 yaşlarındaki kız çocuğunun yüzünü aydınlattığı o sahilde harfini bulup oranın güzelliği içinde hayallere dalmıştı, bulduğu harf de düş kelimesinin D’ siydi. Kalan iki harfini aramak için yoluna devam etti delikanlı. Sıradaki durakları ise söylentiye göre herhangi bir yerdi ve harflerin doğru bulunduğuna dair bir belirti olacaktı. Yani bugüne kadar tüm harfleri bulan biri nereyi kazarsa kazsın bu harfleri de bulacaktı. Delikanlı da üşengeç olduğundan değil de uygun olduğunu düşündüğünden kazabileceği en yakın yeri kazdı ve 2 tane N harfine rastladı. Delikanlı bu herhangi bir yerde bulduğu N ‘lerle birlikte 7 harfe ulaşmıştı ve son bulduğu harflerin çiftliği ona bahsedilen belirtiyi çağrıştırıyordu. Heyecanla harflerini yan yana koyup yanına da bir tane harita alıp hazinenin gömülü olduğu muhtemel yer adlarını araştırmaya başladı. Ama tek bir kelime dahi türetemedi hazineyi barındıracak bir yer adı olarak. Ümitsizliğe kapıldığı anda sevgilisi geldi yanına, hem de gözleri kadar, varlığı kadar gerçekliğin G harfi ile. Evinin bahçesinde bulmuştu onu ve son harflerin bulunduğuna dair belirti buydu aslında. Kız da çocuğa G harfi eklenmiş bir şekilde yer adı aramasında yardım etti bütün gece. Sabah, birbirlerine sarılarak uyuyakaldıklarını gören delikanlı sevgilisini öperek uyandırdı ve ona tam bir şey söyleyecekti ki birden akşamdan kalan harfleri gördü, bir umursamazlık içinde onları odanın ucuna fırlattı ve yan yana dizilen harfler o anahtar kelimeyi yazdı mucizevi bir şekilde. GÜNAYDIN. Çocuk sevgilisine dönüp ona başından beri haklı olduğunu, madde halinde bir hazine olmadığını, gerçek hazinenin hayattaki en değerli varlığına haykırabileceği bir günaydın olduğunu söyledi. BELKİ O DELİKANLI GİBİ ŞU AN BAŞINI OMZUMDA HİSSEDEMİYORUM AMA EMİN OL VARLIĞINI HER SANİYE KALBİMDE HİSSEDİYORUM. VE DEĞERİNİ BİLİYORUM SANA SAHİP OLMANIN, SENİ SEVMENİN, SANA GÜNAYDIN DİYEBİLMENİN.

                                                                                                                     Günaydın Sevgilim. . .

                                                                                               Murat Pak (ona günaydın deyin, her gün daha içten olsun)